301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
30 Aralık 2018 - Pazar 18:33 Bu yazı 322 kez okundu
 
Biz Kimiz
Ali BEYAZ
abeyaz1972@hotmail.com
 
 
Âlemleri yoktan var eden, gücünün sonsuzluğunu bizlere haberdâr eden ve mârifetinin nûru ile insanlık âlemine eriştiren Allah’a şükürler olsun ki; O, izzet ve güç sâhibidir. Kullarını koruyan, acıyan, duâları kabûl eden; düşenin elinden tutan ve rahmetiyle her şeyi şereflendiren tek yaratıcıdır. Hilkatin Fatihâ'sı, Nübüvvet'in Hatimesi, insanîyetin melce-i hürriyet ve hukukun tarafı, insü cinin Peygamberi Muhammed Mustafâ (s.a.v.)'e salât-ü selâmlar olsun. O, ebedîyete ermiş sırlarının mukaddes yolunu Yüce Allah'ın izni ve inâyeti ile çizen tek önderimizdir. Bu salât-ü selâmlar onun Âli Ashabı'nın üzerine olsun. Âmin. İnsanoğlunun yaradılışından bu yana hırs ve istekleri hiç bitmemiştir. Sâhip olduğumuz her şeyin kedimize âit olduğunu düşündük. Aslında bu sâhip olduklarımızın asıl sâhibinin kim olduğunu unuttuk ve dolayısıyla O'na şükredemedik. Peki kendimize hiç sorduk mu; nereden geldik yada nereye gidiyoruz, veyâ neden geldik ne için gidiyoruz? Akıl ve düşünce sâhibi olan herkes bunun muhasebesini yapmalıdır. Elbette gelişimizin ve gidişimizin bir amacı yada sebebi vardı. Bu amaç veya sebep neydi? İlk önce bunu bilmemiz lâzım. Yaradılışımızın sebebini Allah (c.c.) bize âyet-i kerîme'sinde şöyle bildiriyor: 'Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım. [Zâriyât Sûresi 56. Âyet]'. Yaradan’ın bize bildirdiği bu ebedî gâye etrafında birleşenler iki cihânda saadete varmışlardır. Allah’ın lütfûndan, îmânın gücünden, Kur’ân'ın kerâmetinden uzakta olanlar her zaman perişân olmuşlardır, olacaklardır. Ne zamanki; Kur’ân'ın mübârek âyetleri ile kalplerimiz birleşirse, işte o an ufkumuzda sonsuzluk güneşi doğacaktır. Ne zamanki; gönüllere Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'in sohbet damlaları düşer ise; işte o zaman bir başka sevinç, bir başka hayât başlayacaktır. Ne zamanki; hep beraber 'Lâilâhe İllallah Muhammeder-Resûlullah ' sancağının altında birleşirsek; işte o zaman düşmanlık, bölücülük, katliâm, ihânet ve felâketler son bulacaktır. Peki ya biz? Evet, biz kimiz? Biz hangi yolun yolcularıyız?.. Biz, Yüce Allah’ın; 'Ve andolsun ki; Âdemoğlunu kerem sâhibi (şerefli) kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları helâl şeylerden rızıklandırdık. Ve onları yarattıklarımızın çoğundan fazilet (açısından) üstün kıldık.' [İsrâ Sûresi 70. Âyet] hitâbına nâil olanlarız. Yine Allah Teâlâ’nın; 'Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.' [Tîn Sûresi 4. Âyet] fermânının dile getirdiği mahlukâtlarız. İşte bu denizin içinde yüzüyoruz… Lâkin Allah’ın bizlere verdiği bu sayısız nîmetlerin kıymetini biliyor muyuz? Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin ümmeti olma şerefine mazhâr olmanın farkında mıyız? Hani biz adâlet sultânı Hz. Ömer’in dâvâsına gönül verenlerden değil miydik? Allah’ın yenilmez arslanı; İslâmiyet’in mücâhidi Hz. Ali’nin şan ve şeref dolu yolunda değil miydik? Aziz Vatan, aziz Bayrak, aziz Şehîd bizde değil miydi?.. Bu aziz millet değil miydi; asırlarca İslâm bayrağını taşıyan ve bu kutlu dâvâ uğrunda binlerce Şehîd veren? Mehmet Akif değil miydi şöyle seslenen: 'Şühedâ gövdesi bir baksana dağlar taşlar; O rükû olmasa eğilmez başlar!..' diye?.. Biz; hak bildiği dâvâsı için her türlü cefâya katlanan, îmânından hiçbir şekilde sapmayan Hz. Bilâl-i Habeşi’nin yolunda değil miydik? Bu kavim değil miydi; Vatanı, Din’i için yüzbinlerce Şehîd veren? Evet. Bizdik Hakk yolunda nice canlar veren... Kahraman atalarımızın sevdâsı bizimde sevdâmız değil miydi peki? Bizim tarihimiz değil miydi; şanla destanla dolu olan… Biz!.. ‘’Lâ ilahe illallah ’’ diye haykıran Hz. Habbab’ın peşinden giden değil miydik? Biz!.. ‘’Ya İstanbul’u alırım, yada İstanbul beni alır!’’ deyip Bizans’ı yerle bir edip İstanbul semâlarını Ezan-ı Muhammedî ile inleten; çağ açıp, çağ kapayan Fâtih'in torunları değil miydik?.. Biz!.. Kanunî Sultân Süleyman’ın nesli değil miyiz? Biz değil miyiz ‘’Ölürsem Şehîd, kalırsam Gâzî olurum!’’ diyerek meydan muharebelerine yalın ayak koşan? Biz değil miyiz her cenkte; ‘’Allah Allah!’’ diye çarpışan?.. Bizim şanlı atalarımız değil miydi; her ayak bastığı yere adâlet ve huzur götüren? Bizler endâmı ve ihtişâmı ile hâinlere meydan okuyan âlimler, velîler, kahramanlar nesli değil miyiz?.. Yine bizim şanlı atalarımız değil miydi; tâ Viyana'ya at koşturan? Akdeniz’i bir Türk yurdu yapan? 'Garbın âfakını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim îmân dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar; medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.' diye haykırıp Türk'ün târifini yapan Mehmet Akif’ler bu milletin bağrından çıkmadı mı?.. Daha isimlerini sayamadığımız niceleri var. İşte biz böyle bir ecdâdın torunlarıyız... Dinini, Peygamberini, mâzisini bilmeyen bir toplum gelecekten nasıl emîn olabilir? İnsanoğlunun hayâtı nice ibret alınacak gerçeklerle doludur. Lâkin geçmişinden ibret almayı bilen, bu millî ve mânevî değerlere sâhip çıkan gün geçtikçe azalmaktadır. İnsanoğlu sâhip olduğu kudretin ve kendisine sunulan nîmetlerin kıymetini bilmemektedir. İçine düştüğümüz bu durumdan derhal kurtulmamız lâzımdır. Yâni işin özü mesele yine hepimizin meselesidir. Allah’ın rahmeti ve selâmeti üzerinize olsun. Âmin. Ali BEYAZ 30.12.2018
 
Etiketler: Biz, Kimiz,
Yorumlar
Ankara
Sisli
Güncelleme: 08.12.2019
Bugün
-2° -
Pazartesi
-
Salı
-
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı